Covid ve Ekonomi

COVİD-19 VE EKONOMİ
Gün geçmiyor ki bir gün yüzü görelim. Negatif çekiyoruz maddenin zıttı anti maddeymişiz gibi. Biz mi tersiz yoksa çektiklerimiz mi daha ters orası derin mevzu.

Wuhan’da çıktı evet aylar öncesinden; kimi dedi böyle şey mi olur yalandır diye, kimi de her gördüğüne her duyduğuna inanmayı seçti. Açıkçası tüm dünyada daha kapsamlı bir çalışma yapılmasını bekliyordum o sıradalar, aylardan da Ocak’tı. Daha yeni 2020’ye girmişiz yaşadıklarımıza bakın diye gerim gerim geriliyordum ki yaşayacaklarımızın yanında çok erken bir gerilmeymiş bu olanlar.

Ocak, Şubat, Mart, Nisan ve bugün mayısa girdik. Sürecin görünen gözüyle beşinci ayındayız. Tabi daha öncesine dayanıyor ülkelere sıçraması ama bizim gidişatından haberdar olabildiğimiz süreç anca bu kadarlık dilimi kapsıyor ne yazık ki.

Süreç herkes için epey zorlu zorlu geçiyor, gelelim günümüze. Telaş, virüs, işsizlik, parasızlık, ölümler, korku… Ramazan ayına girdik hala ortalık karışık, okullar kapalı, insanların büyük bir kısmı işsiz. Gençler ilk kez bu kadar uzun süre okul koridorlarından uzakta şaşkınlar, mezun olmayı bekleyenler ise geleceğine umutsuzlukla bakıyorlar. Bir şekilde insanların planları bozuldu, ertelendi. Kariyer planı yapmak isteyenler ne yapacağını bilmeyecek durumda. İleri zenginlere konuyu uzatmayacağım çünkü belirli bir yatırımı olanların yaşadığı en kötü durum şirketlerini daha da büyütememek ya da tehdit gördükleri Türk bankalarından birikimlerini çekip yurtdışı transferi gerçekleştirmek olacaktır. Tabi bu biraz üstün körü bir yorum ama sonuç olarak burda üstünde durmamız gereken kesim halkın çoğunluğu, gençler, hayata yeni adım atmaya hazırlananlar ve işten çıkarılanlar.

Gecesine herkesi bir araya topladıkları, güya hastalığı önlemek için, üç dört günlük evden çıkma yasağı bile olaylı oldu. Herkes evine gıda alma derdindeyken gıdalar ne durumda! Hayli zamla birlikte göbek atıyorlar. En uygun marketler bile deli gibi zam içinde. İnsanlar çalışamıyor ama faturalarını ödemek zorundalar. Zengini etkilemiyor zaten bu durum. Ama millet evine yemek götürme derdinde. İnsanların bakması gereken aileleri var, çocukları var. Online eğitim için bile internet ve bilgisayar gerekiyor.

Asıl bugün bu yazıyı yazmamın sebebi altının uygunsuz korkutan seyri. Sabah çeyrek altın 622tl’yi gördü. Zaten bir haftadır bu düzeyde ama son iki aydır artan değeri göz ardı edilemeyecek kadar fazla. İnsanlar çeyrek alamıyor gram alıyordu zamanında şimdi gram çeyrek fiyatına çıktı. Aşırı doz yükselmeler konuşulmuyor çünkü insanlar artık sadece geçinebilme derdinde. Çok yazık bizim gibi dalgalanma yaşayan ülkelerin virüsten sonra uzun süre boyunca kendine gelemeyeceği ortada. Hele ki yeni ekonomi düzeninin nasıl olacağı, işletmelerin gelecekte ne konumda olacağı, insanların aldıkları kredi faizlerine uygulanacak yeni yaptırımlar epey karamsar görünüyor. Yani evet yorumu üsteleneyim ben öyle görüyorum. Hala kandırılmaya hevesli, toplumda boş bir kesim var ne yazık ki, onların hala evlerine makarna girdiğinde her şeyi ne emrediliyorsa öyle yapacaklarına eminim. Ama Türkiye epey kötü bir durumda. Zaten ekonomik olarak kalkınmayı en büyük oranda yaşadığımız turizm sektörü bile askıda olduğu için atılacak her adımı bizim takip etmemiz gerekiyor. Çünkü bizim halkımız ne olup bittiğini pek bilmiyor, maaşlarından ne kadar bir kesinti yapıldıklarını sorgulamıyorlar. Brüt maaşlarının belki de ne kadar olduğundan haberleri bile yok. Çünkü biz kendi hakkımızı savunmuyoruz, bilgilenmeyi sevmiyoruz ve bu kesimin bilgilenmesini istemeyen tehlikeli bir güç de var.

Neyse yazımızı sonlandıralım daha fazla tartışmaya girmeden. Diyeceğim şu ki çok dikkatli olun, hepimizi zor bir dönem bekliyor. Yeri geldiğinde sesinizi çıkartın, ülke ve dünya gelişmelerini takip edin. Bilgilenin, körelmiş düşüncelerinizi geliştirin. Kendinize iyi bakın. Ne kadar erken bu süreci atlatırsak o kadar hızlı toparlanma sürecine başlayabiliriz.
VE EVDE KALIN…