SOKAĞA ATILAN CANLAR

SOKAĞA ATILAN CANLAR

Size tatilde yaşadığım bir olayı anlatmak istiyorum. Ağustos’un başlarında Çanakkale’ye gitmiştik yazlığa, gitmeden önce de Bozcaada’ya gidelim dedik. Ayazma plajı her sene gitmeyi sevdiğim yerlerdendir. Ada mini ama bir o kadar hareketli ve kalabalıktı. Ve her yerde kedi- köpek vardı. Hem sokak hayvanları, hem ırk kedi köpekler, sahiplendirilmeye çalışılan canlar ve her sene bir heves alınıp iki ay geçtikten sonra tatil yerlerine terk edilen güzelliklerle doluydu ortam. Evet doğru duydunuz orada ki yetkililerle bu canları konuştuğumda her sene tatile gelen insanların tatil dönüşü bu güzel çocukları terk edip gittiklerini söylediler. Ağzım açık kalmıştı… Daha bebek olanlar, yaşlı olanlar ya da sakat olan nice güzel hayvanı heves uğruna oyuncak alır gibi alıp zor gelince ya da büyüyünce tatil yerlerine bırakmış bu insanlık yoksunu vatandaşlar. Bir sürü parayla alınıp sokağa atılan ırklar da vardı orada; Goldenler, Huskyler, küçük büyük her türden canlı vardı. Ve onları görmek beni paramparça etmişti. Bir canlının büyük heyecanlarla alınıp sonra bir çöpmüş, cansız bir şeymiş gibi hiç bilmediği bir yere atılıp gidilmesi! O hayvanların yaşadıkları korkular, panikler.. Sevdiğin kişinin seni savunmasızca bir yere bırakıp gitmesi. Bunu yapanlardan nefret ediyorum adi kişiler!

Ada hayvanlara karşı oldukça bilinçliydi, her yerde mamalar sular vardı. Ada halkı hayvanlar konusunda oldukça bilgili, kültürlü, yardımsever insanlardı. Birkaç tane de gönüllülerden oluşan toplulukları vardı hayvanlar için.

Günün ardından adanın karşısına geçtik ertesi gün eve dönmeyi planlıyorduk bir gece geçirip.
Gece 12-1 civarlarında annemle evdeki çöpleri atalım derken biraz yürüyüşe çıktık. Yazlık ortamı olsa da o saatlerde kimse yoktu dışarıda. Tam sitenin sokağından dönüp eve gidelim diyorduk bayağı karanlıktı ve geç olmuştu. Aradan on saniye geçmeden 30-40 metre ilerde dönüş yerinde siyah bir jeep yavaşladı sonra gaza basarak yanımızdan geçti. Tabi çok karanlık olduğu için plakayı göremedim ama beş on saniye sonra yaşadıklarımızı tahmin edebilecek olsaydım o arabanın plakasını almak için tüm gücümle çabalardım. Evet, beş on saniye geçmeden arabanın yavaşladığı yerden koşarak bir bebek köpüş geliyordu ama ağlaya ağlaya. Tabi ben önce anlayamadım, yavaşça eğildim ve eğilir eğilmez bebek kucağıma zıpladı. Ama nasıl ağlıyordu… Şok geçirdim aldım kucağıma, ama tabi nasıl korkmuş paniklemiş çocuk!

Yani bir insan hem vicdansız, hem şerefsiz, hem de cani olması gerekiyor bunu yapabilmesi için. İnsan bir bebeği nasıl atabilir, nasıl savunmasız ve çaresizce korkuyla baş başa bırakabilir! Bu ölüme terk etmektir bir canlıyı. Ben o yavruyla karşılaştığım anı hiçbir zaman unutmayacağım. O panikleyişi, korkuyla çarpan kalp atışını, ağlama sesini ve bana atlayışını. Nasıl güzel bir bebek anlatamam bembeyaz tüyleri minik sivri suratı ve beni kendine aşık eden o güzel bakışları. Umarım bu bebeği arabadan fırlatanlar yaptığının cezasını çekerler. Bir çocuğa, bir bebeğe bunları yaşatmak dünya döngüsünde cezasız kalmamalı. O bebeği ben görmeseydim o gece başına neler gelirdi kim bilir, başka saldırgan hayvanların saldırısına uğrayabilirdi, aç kalabilirdi ve en kötüsü iki hafta sonra yaz mevsimi geçtiği zaman orada insan da kalmayacaktı… Bebek bir başına korku dolu şeyler yaşayacaktı. İnsan olmaktan utanın biraz! Dışarda annesiz bir bebeği kediyi ve ya köpeği yine hayvanlar sahipleniyor. Bir köpek hem kendi yavrularına hem de kimsesiz yavru kedilere annelik edebiliyor. Ama maalesef bizim ırkımız kötülük üstüne kötülük yaşatıyor…

Güzel bebek kucağımdayken o sokakta on, on beş dakika kadar bekledik annemle, belki sahipleri gelir belki başkasınındır diye ama bir tane canlılık belirtisi yoktu etrafta. Napsak ne etsek derken bir yandan siyah arabaya saydırıyorum bir yandan üzüntüden gözlerim dolmuş bir vaziyetteydim, dedim ben bu çocuğu dışarıda bırakamam gece eve aldım öyle acıkmış ve susamıştı ki kendi boyutu kadar yemek yedi. Tabi bebek olduğu için hemen uyudu. Sabah kalktığımda ise bir baktım battaniyeden çıkıp yerdeki gazetenin üzerinde uyumuş. Etraf tertemizdi, ne kaka ne çiş. Saat yedi olduğunda yatağımın ucuna gelip beni uyandırdı. Hemen dışarı çıkarttım meğer tuvaleti gelmiş beni uyandırıyormuş. Şok oldum hemen bahçede tuvaletini yaptı akıllı kız. Tekrar ve tekrar şok içindeydim yani bebeğin tuvalet eğitimi de vardı. Boynunda nazar boncuklu tasması vardı baktım ama ne bir iletişim adresi ne bir yazı hiçbir şey yoktu.

O kadar tatlı bir bebekti ki tuvalete çıkıyorduk yemek yiyorduk hemen kucağıma zıplıyor bana sarılıyor ve uyuyordu. Tabi bebek olduğu için sürekli uyuması normal.

Etrafta kim varsa kim yoksa herkese sordum; köpeğini kaybeden, arayan var mı diye, marketlere gidip sordum ama kimsenin köpüşten haberi yoktu. Zaman geçtikçe hem üzülüyordum hem sinirleniyordum, çünkü ertesi gün İstanbul’a dönmemiz gerekiyordu. Hemen aklıma Bozcaada’daki gönüllüler topluluğu geldi. Facebook gruplarından bir numara buldum. Arayıp tüm olanları anlattım sağ olsun o kadar ilgiliydi ki hemen sahiplendirme ilanı açtı. Her sene böyle bir sürü vaka yaşanıyormuş, duydukça sinir krizi geçirdim. Özellikle İstanbul’dan gelip kedisini köpeğini bırakanlar çok fazlaymış!

Neyse akşama doğru hala geçici yuva bulamamıştık ben de karar verdim, o zaman bu bebeği İstanbul’a götürürüm orada yuva ararım. Çünkü kısa zamanda o kadar bağlanmıştım ki asla ve asla bu bebeği orda bir başına bırakamazdım. Hemen veterinere götürdüm bebeği yolda götürmek için küçük bir taşıma kabı aldım. O sırada arkadaşlarıma ve çevreme de haber verdim yuva bulunması için.

O günün akşamı neler neler öğrendim. Geyikli belediyesi geçen senelerde yaz sezonu bittikten sonra sokaktaki kedi ve köpekleri toplu zehirliyormuş. Önce duyuru yapıyorlarmış evcil hayvanlarınızı içeri alın çimleri temizlemek için böcek zehiri dökeceğiz diye. Tabi külliyen yalan. Tüm kedileri köpekleri zehirliyorlarmış, bu sebepten komşumuzun av köpeği de maalesef ki hayata veda etmiş.

Bozcaada ilanını belediye çalışanları görüp benim konuştuğum kadını aramışlar, bu haber yalan biz sabah bu köpeği sahiplendirdik demişler. Tabi böyle bir yalan attıklarını görünce gönüllü arkadaşlar oldukça sinirlenip durumu anlatmışlar. Benim yaşadıklarımı neler olup bittiğini söyleyip azarlamışlar. Arabadan atılan kızımızın ilanını birkaç ünlü de paylaşınca olaylar haliyle büyüdü. Belediyeye şikayetler yalan telefonlar…

Olayın iç yüzünü de öğrendik. Meğer bizim güzel kızımızı İstanbul’dan gelen bir araçla
belediyenin önüne bakamıyoruz biz buna sahiplendirin diye bırakmışlar. Çok akıllı ve eğitimli bir köpek olduğu için herkes köpeği biliyormuş, sahiplendirmek için belediye kendi barınağına almış. Ardından çalışanlardan bazıları hayvanlardan rahatsız oldukları ve sevmedikleri için ara sıra yazlıkların olduğu yerlere bırakıyorlarmış. İşte yine bıraktıkları bir gece ben bu bebekle karşılaştım! Ahlaksızlar!...
Ardından o çalışanlar üst yetkililere biz bu köpeği sahiplendirdik demişler. (Yalancıya bir şey dmiyorlar ya bizim ülkede). Her sayfada bizim köpüşün ilanları fotoğrafları da paylaşılınca (ünlüler de dahil), köpeği tanıyanlar hemen yetkililerle iletişime geçmiş nasıl atılır kim attı tarzından. Yani anlayacağınız ortalıkta ne kadar yalancı, pislik insanlar dolanıyor….

Tabi ki suçlular ifşa oldu. İsim soyisim ortada. Umarım görevlerinden de alınmışlardır.

Şimdi ise benim kızım çok güzel bir yuva buldu çok da mutlu. Onunla o gece karşılaştığım için çok mutluyum, benim de bir köpeğim var güzel ve yaramaz bir kız başka köpekleri kabullense emin olun bir kez bile düşünmeden bu bebeği ben sahiplenirdim….


Tabi her şeyi ayrıntısına kadar anlatamadım, bu güzel kız dört gün benim kızım oldu yuva bulana kadar. O dört günlük süreçte o kadar güzel bir çocuk oldu ki onu yuvalandırırken nasıl ağladım size anlatamam, çünkü ben giderken o da ağlıyordu. Dört gün de bir sevgi anca bu kadar büyüyebilirdi. Şimdi ise ailesine çok alışmış, çok da mutluymuş bebek. Umarım hayatı çok güzel geçer…

Umarım bir daha kötü şeyler yaşamazsın ve ailen hep yanında olur bebeğim!

(Yuva bulmamızı sağlayan arkadaşım ve ailesine tekrardan teşekkür ederim.)